سورة الدخان

Duhan Suresi Arapça ve Türkçe Meali

Duman

Mushaf

Mishary Rashid AlafasyMP3 indirPDF indir

Duhan Suresi (الدخان), Kur’an-ı Kerim’in 44. suresidir ve 59 ayetten oluşur. Adı “Duman” anlamına gelir. Mekki bir suredir, yani hicretten önce Mekke’de inmiştir. Kur’an’ın 25. cüzünde yer alır.

Bu sayfada Duhan Suresi’nin tamamını Arapça aslıyla ve Rowwad Translation Center tarafından hazırlanan Türkçe mealiyle ayet ayet okuyabilir, tilavetini dinleyebilirsiniz.

Duhan Suresi’nin tamamı: Arapça metni ve Türkçe meali

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. حمٓ۝١

    Hâ, Mîm.1

    Dipnotlar
    [1] Bkz: Bakara Suresi 1. ayetinin dipnotu.
  2. وَٱلْكِتَـٰبِ ٱلْمُبِينِ۝٢

    Apaçık kitaba andolsun ki.

  3. إِنَّآ أَنزَلْنَـٰهُ فِى لَيْلَةٍ مُّبَـٰرَكَةٍ ۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ۝٣

    Biz onu, mübarek bir gecede indirdik. Biz, uyaranlarız.

  4. فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ۝٤

    O gecede hikmetli her bir iş tarafımızdan bir emir ile ayrılır.

  5. أَمْرًا مِّنْ عِندِنَآ ۚ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ۝٥

    Tarafımızdan bir emir olarak. Doğrusu biz, (rasûller) gönderenleriz.

  6. رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ۝٦

    Rabbinden bir rahmet olarak. Şüphesiz O; her şeyi işitendir, bilendir.

  7. رَبِّ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ۝٧

    Göklerin, yerin ve arasındakilerin Rabbidir. Eğer gerçekten bilenler iseniz.

  8. لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ۝٨

    O’ndan başka (hak) ilah yoktur. Diriltir ve öldürür. Sizin de Rabbiniz, sizden önceki atalarınızın da Rabbidir.

  9. بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ۝٩

    Fakat, onlar şüphe içinde oynayıp eğlenirler.

  10. فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ۝١٠

    Göğün apaçık bir duman getireceği günü gözle!

  11. يَغْشَى ٱلنَّاسَ ۖ هَـٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ۝١١

    O insanları bürür. Bu, acı bir azaptır.

  12. رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ۝١٢

    "Rabbimiz! Azabı bizden kaldır. Doğrusu biz iman eden kimseleriz. (derler)"

  13. أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ۝١٣

    Nerede onlarda öğüt almak? Hâlbuki kendilerine apaçık bir rasûl gelmişti.

  14. ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ۝١٤

    Sonra ondan yüz çevirmişler ve: "Öğretilmiş bir mecnun/deli." demişlerdi.

  15. إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ۝١٥

    Biz, bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz.

  16. يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ۝١٦

    Büyük bir şiddetle yakalayacağımız gün, elbette intikam alacağız.

  17. ۞ وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ۝١٧

    Onlardan önce Firavun kavmini de imtihan etmiştik. Onlara şerefli bir elçi gelmişti.

  18. أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ۝١٨

    "Allah’ın kullarını (İsrailoğulları'nı) bana verin/teslim edin. Ben güvenilir bir peygamberim." demişti.

  19. وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَـٰنٍ مُّبِينٍ۝١٩

    Allah’a karşı üstünlük taslamayın. Ben size apaçık bir delil getiriyorum.

  20. وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ۝٢٠

    Ve ben, beni taşlamanızdan sizin de Rabbiniz olan Rabbime sığındım.

  21. وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ۝٢١

    Eğer bana iman etmediyseniz, benden uzak durun.

  22. فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ۝٢٢

    Mûsâ: "Bunlar, günahkâr bir toplumdur." diyerek Rabbine dua etmişti.

  23. فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ۝٢٣

    Kullarımı geceleyin yola çıkar, siz takip olunacaksınız.

  24. وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ۝٢٤

    Denizi sakın olarak bırak! Şüphesiz onlar, suda boğulacak bir ordudur.

  25. كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ۝٢٥

    Onlar, nice bahçeleri ve pınarları terk ettiler.

  26. وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ۝٢٦

    Ekinleri, güzel konakları.

  27. وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَـٰكِهِينَ۝٢٧

    İçinde eğlenip durdukları nimetleri.

  28. كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَـٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ۝٢٨

    İşte böyle! Biz onları başka bir kavme miras verdik.

  29. فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ۝٢٩

    Onlara ne gök ağladı, ne de yer! Onlar mühlet verilenler de olmadı.

  30. وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ۝٣٠

    Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azaptan kurtardık.

  31. مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ۝٣١

    Firavun'dan. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

  32. وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَـٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَـٰلَمِينَ۝٣٢

    Şüphesiz biz onları bir ilim üzere âlemlere karşı üstün kıldık.

  33. وَءَاتَيْنَـٰهُم مِّنَ ٱلْـَٔايَـٰتِ مَا فِيهِ بَلَـٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ۝٣٣

    Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.

  34. إِنَّ هَـٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ۝٣٤

    Şüphesiz bunlar elbette şöyle diyorlar:

  35. إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ۝٣٥

    "Bir defa öldükten sonra başka bir şey yoktur. Biz, yeniden diriltilecek de değiliz."

  36. فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَـٰدِقِينَ۝٣٦

    Eğer doğru söylüyorsanız, haydi atalarımızı getirin.

  37. أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَـٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ۝٣٧

    Onlar mı hayırlı; yoksa Tubba halkı ve onlardan öncekiler mi? Biz, onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu/günahkâr idiler.

  38. وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَـٰعِبِينَ۝٣٨

    Biz yeri, göğü ve arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık.

  39. مَا خَلَقْنَـٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ۝٣٩

    Onları ancak hak ile yarattık. Fakat onların çoğu bilmez.

  40. إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَـٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ۝٤٠

    Muhakkak ki hüküm/ayırt etme günü onların hepsi için tayin edilmiş bir vakittir.

  41. يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ۝٤١

    O gün, dostun dosta hiçbir şekilde faydası olmaz. Onlara yardım da olunmaz.

  42. إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ۝٤٢

    Allah’ın rahmet ettikleri müstesnâ. Şüphesiz ki o Azîzdir, Rahîmdir.

  43. إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ۝٤٣

    Zakkum ağacı.

  44. طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ۝٤٤

    Günahkârın yemeğidir.

  45. كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ۝٤٥

    Erimiş maden gibidir, karınlarda kaynar.

  46. كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ۝٤٦

    Kaynar suyun kaynaması gibi.

  47. خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ۝٤٧

    "Onu şiddetle tutun, Cehennem'in ortasına atın."

  48. ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ۝٤٨

    "Sonra kaynar suyun azabından başının üstüne dökün."

  49. ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ۝٤٩

    "Tat bakalım! Hani sen güçlü ve şerefliydin."

  50. إِنَّ هَـٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ۝٥٠

    İşte bu sizin hakkında şüphe ettiğiniz şeydir.

  51. إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ۝٥١

    Takva sahibi olanlar ise, onlar güvenli bir makamdadırlar.

  52. فِى جَنَّـٰتٍ وَعُيُونٍ۝٥٢

    Cennetlerde ve pınarlardadırlar.

  53. يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَـٰبِلِينَ۝٥٣

    Halis ipek ve parlak atlastan elbiseler giyerek karşılıklı otururlar.

  54. كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَـٰهُم بِحُورٍ عِينٍ۝٥٤

    İşte böyle! Onları iri gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

  55. يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَـٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ۝٥٥

    Orada güven içinde her meyveyi isterler.

  56. لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ۝٥٦

    İlk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Onlar Cehennem azabından korunmuştur.

  57. فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ۝٥٧

    Rabbinden bir lütuf olarak. İşte büyük kurtuluş budur.

  58. فَإِنَّمَا يَسَّرْنَـٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۝٥٨

    Öğüt alsınlar diye onu senin dilin ile kolaylaştırdık.

  59. فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ۝٥٩

    O halde bekle! Zaten onlar da bekliyorlar.

Sık sorulan sorular

Duhan Suresi ne demek?

Duhan, “Duman” demektir.

Duhan Suresi kaçıncı cüzdedir?

Duhan Suresi 25. cüzde yer alır.

Duhan Suresi kaç ayettir?

Duhan Suresi 59 ayetten oluşur.

Duhan Suresi Mekki mi, Medeni mi?

Duhan Suresi Mekki bir suredir.

Duhan Suresi kaçıncı suredir?

Duhan Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 44. suresidir.

Kaynaklar

  • Arabic text: Tanzil Quran Text (Uthmani) (Tanzil Project, CC BY 3.0), reproduced without changes.
  • Translation: Rowwad Translation Center, from QuranEnc.com, version 1.0.4, reproduced without changes.
  • Recitation: Mishary Rashid Alafasy, via QuranicAudio.com and EveryAyah.com.
  • Word by word: recordings and meanings from Quran.com (Quran Foundation), played when you tap a word.
  • Madinah and IndoPak fonts (Settings): the text in those scripts and their fonts come from the Quran Foundation (Quran.com); the Madinah font is the King Fahd Glorious Quran Printing Complex's Uthmanic Hafs font.

Found a mistake? Report a mistake and we will check it against the source.

Okuma ayarları

Kur’an yazı tipi
Arapça yazı boyutu
%100
Meal yazı boyutu
%100
Tema

Ana Ekrana Ekle

ReadSurahReadSurah uygulamasını ana ekranınızdan tam ekran açın. Okuduğunuz sureler internet olmadan da açılır.

  1. Safari’de Paylaş düğmesine dokunun. Yeni iPhone’larda bu düğme ••• menüsündedir.
  2. “Ana Ekrana Ekle” seçeneğine dokunun. Görmüyorsanız aşağı kaydırın.
  3. “Ekle” düğmesine dokunun.