سورة النجم

Necm Suresi Arapça ve Türkçe Meali

Yıldız

Mushaf

Mishary Rashid AlafasyMP3 indirPDF indir

Necm Suresi (النجم), Kur’an-ı Kerim’in 53. suresidir ve 62 ayetten oluşur. Adı “Yıldız” anlamına gelir. Mekki bir suredir, yani hicretten önce Mekke’de inmiştir. Kur’an’ın 27. cüzünde yer alır.

Bu sayfada Necm Suresi’nin tamamını Arapça aslıyla ve Rowwad Translation Center tarafından hazırlanan Türkçe mealiyle ayet ayet okuyabilir, tilavetini dinleyebilirsiniz.

Necm Suresi’nin tamamı: Arapça metni ve Türkçe meali

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

  1. وَٱلنَّجْمِ إِذَا هَوَىٰ۝١

    Battığı zaman yıldıza andolsun.

  2. مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَىٰ۝٢

    Arkadaşınız (doğru yoldan) çıkmadı, sapıtmadı.

  3. وَمَا يَنطِقُ عَنِ ٱلْهَوَىٰٓ۝٣

    Kendi hevasından konuşmaz.

  4. إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْىٌ يُوحَىٰ۝٤

    (Size okuduğu) Kur'an, ancak kendisine bildirilen bir vahiydir.

  5. عَلَّمَهُۥ شَدِيدُ ٱلْقُوَىٰ۝٥

    Bunu, ona çok güçlü biri öğretti.

  6. ذُو مِرَّةٍ فَٱسْتَوَىٰ۝٦

    Güç sahibi ve güzel görünüşlüdür. (Derken en yüksek ufukta) yükseliverdi.

  7. وَهُوَ بِٱلْأُفُقِ ٱلْأَعْلَىٰ۝٧

    O, en yüksek ufukta idi.

  8. ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّىٰ۝٨

    Sonra (Muhammed’e) yaklaştı, derken daha da yaklaştı.

  9. فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَىٰ۝٩

    Böylece iki yay (boyu) kadar hatta daha da yaklaştı.

  10. فَأَوْحَىٰٓ إِلَىٰ عَبْدِهِۦ مَآ أَوْحَىٰ۝١٠

    Cebrail, Allah'ın kuluna vahyettiğini vahyetti.

  11. مَا كَذَبَ ٱلْفُؤَادُ مَا رَأَىٰٓ۝١١

    (Gözleriyle) gördüğünü kalbi yalanlamadı.

  12. أَفَتُمَـٰرُونَهُۥ عَلَىٰ مَا يَرَىٰ۝١٢

    (Şimdi siz) gördüğü şey hakkında onunla tartışıyor musunuz?

  13. وَلَقَدْ رَءَاهُ نَزْلَةً أُخْرَىٰ۝١٣

    Andolsun ki o, Cebrâîl’i bir başka inişte daha görmüştü.

  14. عِندَ سِدْرَةِ ٱلْمُنتَهَىٰ۝١٤

    Sidre-i Müntehâ’nın yanında.

  15. عِندَهَا جَنَّةُ ٱلْمَأْوَىٰٓ۝١٥

    Cennetü'l-Me'va da onun yanındadır.

  16. إِذْ يَغْشَى ٱلسِّدْرَةَ مَا يَغْشَىٰ۝١٦

    O zaman Sidre’yi kaplayan kaplamıştı.

  17. مَا زَاغَ ٱلْبَصَرُ وَمَا طَغَىٰ۝١٧

    Göz (gördüğünden) şaşmadı ve (onu) aşmadı.

  18. لَقَدْ رَأَىٰ مِنْ ءَايَـٰتِ رَبِّهِ ٱلْكُبْرَىٰٓ۝١٨

    Andolsun ki o Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü.

  19. أَفَرَءَيْتُمُ ٱللَّـٰتَ وَٱلْعُزَّىٰ۝١٩

    Gördünüz mü o Lât ve Uzzâ’yı?

  20. وَمَنَوٰةَ ٱلثَّالِثَةَ ٱلْأُخْرَىٰٓ۝٢٠

    Ve üçüncüleri olan ötekini, Menât'ı.

  21. أَلَكُمُ ٱلذَّكَرُ وَلَهُ ٱلْأُنثَىٰ۝٢١

    Erkekler sizin; dişiler O’nun mu?

  22. تِلْكَ إِذًا قِسْمَةٌ ضِيزَىٰٓ۝٢٢

    Öyle ise bu çok insafsızca bir taksimdir.

  23. إِنْ هِىَ إِلَّآ أَسْمَآءٌ سَمَّيْتُمُوهَآ أَنتُمْ وَءَابَآؤُكُم مَّآ أَنزَلَ ٱللَّهُ بِهَا مِن سُلْطَـٰنٍ ۚ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ وَمَا تَهْوَى ٱلْأَنفُسُ ۖ وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّن رَّبِّهِمُ ٱلْهُدَىٰٓ۝٢٣

    Bunlar (putlar) sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah, onlar hakkında bir delil indirmemiştir. Onlar, ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Oysa, onlara Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

  24. أَمْ لِلْإِنسَـٰنِ مَا تَمَنَّىٰ۝٢٤

    Yoksa insan her arzu ettiği şeye sahip mi olacaktır?

  25. فَلِلَّهِ ٱلْـَٔاخِرَةُ وَٱلْأُولَىٰ۝٢٥

    Ahiret de dünya da Allah’ındır.

  26. ۞ وَكَم مِّن مَّلَكٍ فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ لَا تُغْنِى شَفَـٰعَتُهُمْ شَيْـًٔا إِلَّا مِنۢ بَعْدِ أَن يَأْذَنَ ٱللَّهُ لِمَن يَشَآءُ وَيَرْضَىٰٓ۝٢٦

    Göklerde nice melekler vardır ki, Allah dilediği ve razı olduğu kimseler için izin vermedikçe onların şefaatı hiçbir fayda vermez.

  27. إِنَّ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱلْـَٔاخِرَةِ لَيُسَمُّونَ ٱلْمَلَـٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ ٱلْأُنثَىٰ۝٢٧

    Doğrusu ahirete iman etmeyenler, melekleri dişi isimlerle isimlendirirler.

  28. وَمَا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ ۖ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا ٱلظَّنَّ ۖ وَإِنَّ ٱلظَّنَّ لَا يُغْنِى مِنَ ٱلْحَقِّ شَيْـًٔا۝٢٨

    Hâlbuki onların buna dair bilgileri yoktur. Onlar ancak zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz hak adına hiçbir şey ifade etmez.

  29. فَأَعْرِضْ عَن مَّن تَوَلَّىٰ عَن ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ إِلَّا ٱلْحَيَوٰةَ ٱلدُّنْيَا۝٢٩

    Bu sebeple sen, zikrimizden/Kur'an'dan yüz çevirenden ve dünya hayatından başka bir şey istemeyenden uzak dur!

  30. ذَٰلِكَ مَبْلَغُهُم مِّنَ ٱلْعِلْمِ ۚ إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱهْتَدَىٰ۝٣٠

    İşte onların erişebilecekleri ilim budur. Şüphesiz Rabbin, kimin yolundan saptığını en iyi bilendir. Kimin hidayet üzere olduğunu da en iyi bilen O’dur.

  31. وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ لِيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَسَـٰٓـُٔوا۟ بِمَا عَمِلُوا۟ وَيَجْزِىَ ٱلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ بِٱلْحُسْنَى۝٣١

    Göklerde olan da yerde olan da Allah’ındır. Kötülük edenleri yaptıkları sebebiyle cezalandıracak, iyilik edenleri de en iyisi ile ödüllendirecektir.

  32. ٱلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَـٰٓئِرَ ٱلْإِثْمِ وَٱلْفَوَٰحِشَ إِلَّا ٱللَّمَمَ ۚ إِنَّ رَبَّكَ وَٰسِعُ ٱلْمَغْفِرَةِ ۚ هُوَ أَعْلَمُ بِكُمْ إِذْ أَنشَأَكُم مِّنَ ٱلْأَرْضِ وَإِذْ أَنتُمْ أَجِنَّةٌ فِى بُطُونِ أُمَّهَـٰتِكُمْ ۖ فَلَا تُزَكُّوٓا۟ أَنفُسَكُمْ ۖ هُوَ أَعْلَمُ بِمَنِ ٱتَّقَىٰٓ۝٣٢

    Onlar küçük kusurlar dışında günâhların büyüklerinden ve çirkin işlerden kaçınırlar. Şüphesiz Rabbin, mağfireti çok geniş olandır. Sizi topraktan meydana getirdiği zaman da ve siz, annelerinizin karnında cenin halinde iken de sizi en iyi O bilir. Öyleyse kendi kendinizi temize çıkarmayın. Kimin takvalı olduğunu en iyi O bilir.

  33. أَفَرَءَيْتَ ٱلَّذِى تَوَلَّىٰ۝٣٣

    Yüz çeviren kimseyi gördün mü?

  34. وَأَعْطَىٰ قَلِيلًا وَأَكْدَىٰٓ۝٣٤

    Ve az bir şey verip sımsıkı tutanı.

  35. أَعِندَهُۥ عِلْمُ ٱلْغَيْبِ فَهُوَ يَرَىٰٓ۝٣٥

    Gaybın ilmi onun yanında da, o mu görüyor?

  36. أَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِى صُحُفِ مُوسَىٰ۝٣٦

    Yoksa ona Mûsâ'nın sahifelerinde olan haber verilmedi mi?

  37. وَإِبْرَٰهِيمَ ٱلَّذِى وَفَّىٰٓ۝٣٧

    Ve ahdine vefa gösteren İbrahim'in (sahifelerinde)

  38. أَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ أُخْرَىٰ۝٣٨

    Gerçekten hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.

  39. وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَـٰنِ إِلَّا مَا سَعَىٰ۝٣٩

    İnsan için çalıştığından başkası yoktur.

  40. وَأَنَّ سَعْيَهُۥ سَوْفَ يُرَىٰ۝٤٠

    Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

  41. ثُمَّ يُجْزَىٰهُ ٱلْجَزَآءَ ٱلْأَوْفَىٰ۝٤١

    Sonra da karşılığı eksiksiz tam olarak verilecektir.

  42. وَأَنَّ إِلَىٰ رَبِّكَ ٱلْمُنتَهَىٰ۝٤٢

    Ve kuşkusuz en son varış Rabbinedir.

  43. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَضْحَكَ وَأَبْكَىٰ۝٤٣

    Güldüren de, ağlatan da O’dur.

  44. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَمَاتَ وَأَحْيَا۝٤٤

    Öldüren de, dirilten de O’dur.

  45. وَأَنَّهُۥ خَلَقَ ٱلزَّوْجَيْنِ ٱلذَّكَرَ وَٱلْأُنثَىٰ۝٤٥

    Erkek ve dişi olarak iki cinsi yaratan O’dur.

  46. مِن نُّطْفَةٍ إِذَا تُمْنَىٰ۝٤٦

    Bir nutfeden rahimlere döküldüğü zaman.

  47. وَأَنَّ عَلَيْهِ ٱلنَّشْأَةَ ٱلْأُخْرَىٰ۝٤٧

    Şüphesiz tekrar diriltmek de O’na aittir.

  48. وَأَنَّهُۥ هُوَ أَغْنَىٰ وَأَقْنَىٰ۝٤٨

    Zengin kılan da, varlıklı eden de O’dur.

  49. وَأَنَّهُۥ هُوَ رَبُّ ٱلشِّعْرَىٰ۝٤٩

    Şi’râ (yıldızı)nın Rabbi de O’dur.

  50. وَأَنَّهُۥٓ أَهْلَكَ عَادًا ٱلْأُولَىٰ۝٥٠

    Ve şüphesiz ki, önceki Âd Kavmi’ni O helâk etti.

  51. وَثَمُودَا۟ فَمَآ أَبْقَىٰ۝٥١

    Semûd'u da (O helâk etti) ve geriye hiçbir şey bırakmadı.

  52. وَقَوْمَ نُوحٍ مِّن قَبْلُ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ هُمْ أَظْلَمَ وَأَطْغَىٰ۝٥٢

    Daha önce de Nûh’un kavmini helâk etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

  53. وَٱلْمُؤْتَفِكَةَ أَهْوَىٰ۝٥٣

    O, (Lût kavminin) altüst olan şehirlerini de böyle yaptı

  54. فَغَشَّىٰهَا مَا غَشَّىٰ۝٥٤

    Onlara bürüyen (şiddetli bir azap) bürüdü.

  55. فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكَ تَتَمَارَىٰ۝٥٥

    O halde, Rabbinin hangi nimetinden şüphe ediyorsun?

  56. هَـٰذَا نَذِيرٌ مِّنَ ٱلنُّذُرِ ٱلْأُولَىٰٓ۝٥٦

    İşte bu, önceki uyarıcılar gibi bir uyarıcıdır.

  57. أَزِفَتِ ٱلْـَٔازِفَةُ۝٥٧

    Yaklaşmakta olan (kıyamet iyice) yaklaştı.

  58. لَيْسَ لَهَا مِن دُونِ ٱللَّهِ كَاشِفَةٌ۝٥٨

    Onu (vaktini) Allah’tan başka açığa çıkaracak yoktur.

  59. أَفَمِنْ هَـٰذَا ٱلْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ۝٥٩

    Şimdi siz bu söze mi şaşıyorsunuz?

  60. وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ۝٦٠

    Gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz!

  61. وَأَنتُمْ سَـٰمِدُونَ۝٦١

    Ve siz gaflet içinde oyalanmaktasınız.

  62. فَٱسْجُدُوا۟ لِلَّهِ وَٱعْبُدُوا۟ ۩۝٦٢

    Artık, (sadece) Allah’a secde edin. O’na ibadet edin.

Sık sorulan sorular

Necm Suresi ne demek?

Necm, “Yıldız” demektir.

Necm Suresi kaçıncı cüzdedir?

Necm Suresi 27. cüzde yer alır.

Necm Suresi kaç ayettir?

Necm Suresi 62 ayetten oluşur.

Necm Suresi Mekki mi, Medeni mi?

Necm Suresi Mekki bir suredir.

Necm Suresi kaçıncı suredir?

Necm Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 53. suresidir.

Kaynaklar

  • Arabic text: Tanzil Quran Text (Uthmani) (Tanzil Project, CC BY 3.0), reproduced without changes.
  • Translation: Rowwad Translation Center, from QuranEnc.com, version 1.0.4, reproduced without changes.
  • Recitation: Mishary Rashid Alafasy, via QuranicAudio.com and EveryAyah.com.
  • Word by word: recordings and meanings from Quran.com (Quran Foundation), played when you tap a word.
  • Madinah and IndoPak fonts (Settings): the text in those scripts and their fonts come from the Quran Foundation (Quran.com); the Madinah font is the King Fahd Glorious Quran Printing Complex's Uthmanic Hafs font.

Found a mistake? Report a mistake and we will check it against the source.

Okuma ayarları

Kur’an yazı tipi
Arapça yazı boyutu
%100
Meal yazı boyutu
%100
Tema

Ana Ekrana Ekle

ReadSurahReadSurah uygulamasını ana ekranınızdan tam ekran açın. Okuduğunuz sureler internet olmadan da açılır.

  1. Safari’de Paylaş düğmesine dokunun. Yeni iPhone’larda bu düğme ••• menüsündedir.
  2. “Ana Ekrana Ekle” seçeneğine dokunun. Görmüyorsanız aşağı kaydırın.
  3. “Ekle” düğmesine dokunun.