سورة المرسلات
Mürselat Suresi Arapça ve Türkçe Meali
Gönderilenler
- 77
- 50 ayet
- Mekki
- 29. cüz
- Sayfa 580–581
Mürselat Suresi (المرسلات), Kur’an-ı Kerim’in 77. suresidir ve 50 ayetten oluşur. Adı “Gönderilenler” anlamına gelir. Mekki bir suredir, yani hicretten önce Mekke’de inmiştir. Kur’an’ın 29. cüzünde yer alır.
Bu sayfada Mürselat Suresi’nin tamamını Arapça aslıyla ve Rowwad Translation Center tarafından hazırlanan Türkçe mealiyle ayet ayet okuyabilir, tilavetini dinleyebilirsiniz.
Mürselat Suresi’nin tamamı: Arapça metni ve Türkçe meali
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
-
وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ عُرْفًا١
Yemin olsun, ardı ardına gönderilenlere.
-
فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ عَصْفًا٢
Şiddetle esip savuranlara.
-
وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ نَشْرًا٣
Yaydıkça yayanlara.
-
فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ فَرْقًا٤
Ayırdıkça ayıranlara.
-
فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ ذِكْرًا٥
Zikri getirip, bırakanlara.
-
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا٦
Gerek özür için olsun, gerek uyarı için.
-
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَٰقِعٌ٧
Şüphe yok ki, size vaadedilen mutlaka gerçekleşecektir.
-
فَإِذَا ٱلنُّجُومُ طُمِسَتْ٨
Yıldızların ışığı söndüğü zaman.
-
وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ فُرِجَتْ٩
Gök yarıldığında.
-
وَإِذَا ٱلْجِبَالُ نُسِفَتْ١٠
Dağlar parçamparça olup savrulduğunda.
-
وَإِذَا ٱلرُّسُلُ أُقِّتَتْ١١
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahitlik vakitleri bildirildiği zaman.
-
لِأَىِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ١٢
Bu, hangi güne ertelenmiş?
-
لِيَوْمِ ٱلْفَصْلِ١٣
Ayrım (hüküm) gününe (ertelenmiştir).
-
وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ١٤
Hüküm gününün ne olduğunu sen ne bileceksin?
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ١٥
O gün vay yalanlayanların haline!
-
أَلَمْ نُهْلِكِ ٱلْأَوَّلِينَ١٦
Biz, öncekileri helak etmedik mi?
-
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ ٱلْـَٔاخِرِينَ١٧
Sonra arkadan gelenleri de onların arkasına takacağız.
-
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِٱلْمُجْرِمِينَ١٨
Biz, günahkârlara işte böyle yaparız.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ١٩
O gün vay yalanlayanların haline!
-
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّآءٍ مَّهِينٍ٢٠
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
-
فَجَعَلْنَـٰهُ فِى قَرَارٍ مَّكِينٍ٢١
Ve onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
-
إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ٢٢
Belli bir süreye kadar.
-
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ ٱلْقَـٰدِرُونَ٢٣
Buna gücümüz yeter. Ne güzel güç yetirenleriz.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٢٤
O gün yalanlayanların vay haline!
-
أَلَمْ نَجْعَلِ ٱلْأَرْضَ كِفَاتًا٢٥
Biz, yeryüzünü bir toplanma yeri kılmadık mı?
-
أَحْيَآءً وَأَمْوَٰتًا٢٦
Diri olanları da, ölü olanları da.
-
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَٰسِىَ شَـٰمِخَـٰتٍ وَأَسْقَيْنَـٰكُم مَّآءً فُرَاتًا٢٧
Orada yüksek dağlar yaratıp size tatlı su içirmedik mi?
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٢٨
O gün yalanlayanların vay haline!
-
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِۦ تُكَذِّبُونَ٢٩
Yalanlamış olduğunuza (azaba) doğru yürüyün bakalım!
-
ٱنطَلِقُوٓا۟ إِلَىٰ ظِلٍّ ذِى ثَلَـٰثِ شُعَبٍ٣٠
Üç kollu (ateşin) gölgesine doğru yürüyün!
-
لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِى مِنَ ٱللَّهَبِ٣١
Ne gölgelendirir, ne alevden korur.
-
إِنَّهَا تَرْمِى بِشَرَرٍ كَٱلْقَصْرِ٣٢
O, her biri saraylar gibi olan kıvılcımlar saçar.
-
كَأَنَّهُۥ جِمَـٰلَتٌ صُفْرٌ٣٣
Her biri sarı develer gibidir.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٣٤
O gün yalanlayanların vay haline!
-
هَـٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ٣٥
Bu, onların konuşamayacakları bir gündür.
-
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ٣٦
Onların özür dilemelerine dahi izin verilmez.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٣٧
O gün yalanlayanların vay haline!
-
هَـٰذَا يَوْمُ ٱلْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَـٰكُمْ وَٱلْأَوَّلِينَ٣٨
Bu, ayırma (hüküm) günüdür. Sizi ve evvelkileri bir araya toplarız.
-
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ٣٩
Eğer bir tuzağınız varsa, haydi bana karşı tuzak kurun!
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٤٠
O gün, yalanlayanların vay haline!
-
إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى ظِلَـٰلٍ وَعُيُونٍ٤١
Şüphesiz ki takva sahipleri, gölgelerde pınar başlarındadır.
-
وَفَوَٰكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ٤٢
Ve canlarının çekip-arzu ettiği meyveler (arasındadırlar).
-
كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ٤٣
Yaptığınız ameller sebebi ile afiyetle yiyin, için.
-
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِى ٱلْمُحْسِنِينَ٤٤
Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٤٥
O gün yalanlayanların vay haline!
-
كُلُوا۟ وَتَمَتَّعُوا۟ قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ٤٦
Yiyin ve biraz yararlanın; muhakkak ki siz günahkârlarsınız.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٤٧
O gün, yalanlayanların vay haline!
-
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱرْكَعُوا۟ لَا يَرْكَعُونَ٤٨
Onlara; “Rükû edin!” denildiği zaman rükû etmezlerdi.
-
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ٤٩
O gün yalanlayanların vay haline!
-
فَبِأَىِّ حَدِيثٍۭ بَعْدَهُۥ يُؤْمِنُونَ٥٠
Onlar bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze iman edecekler?
Sık sorulan sorular
Mürselat Suresi ne demek?
Mürselat, “Gönderilenler” demektir.
Mürselat Suresi kaçıncı cüzdedir?
Mürselat Suresi 29. cüzde yer alır.
Mürselat Suresi kaç ayettir?
Mürselat Suresi 50 ayetten oluşur.
Mürselat Suresi Mekki mi, Medeni mi?
Mürselat Suresi Mekki bir suredir.
Mürselat Suresi kaçıncı suredir?
Mürselat Suresi, Kur’an-ı Kerim’in 77. suresidir.
Kaynaklar
- Arabic text: Tanzil Quran Text (Uthmani) (Tanzil Project, CC BY 3.0), reproduced without changes.
- Translation: Rowwad Translation Center, from QuranEnc.com, version 1.0.4, reproduced without changes.
- Recitation: Mishary Rashid Alafasy, via QuranicAudio.com and EveryAyah.com.
- Word by word: recordings and meanings from Quran.com (Quran Foundation), played when you tap a word.
- Madinah and IndoPak fonts (Settings): the text in those scripts and their fonts come from the Quran Foundation (Quran.com); the Madinah font is the King Fahd Glorious Quran Printing Complex's Uthmanic Hafs font.
Found a mistake? Report a mistake and we will check it against the source.